• Yönetici
  •  
    Alemulhavas.com Sitemizi paylaşarak ve kayıt olarak sizde bize desktek olabilirsiniz.Sitemize kayıt olarak sohbete katılabilrsiniz.İyi forumlar dileriz.
     

(Yaşanmış olay)

Cevapla
Kullanıcı avatarı
Bilge
Site Admin
Mesajlar: 674
Kayıt: Cmt Ağu 08, 2020 2:53 pm

(Yaşanmış olay)

Mesaj gönderen Bilge »

Antalyanın kemer tarafında bir köyde sadık hoca isminde biri, yeni evlendiği sıralarda beycik'de yürüyormuş. Oradaki çeşmenin yanına geldiğinde, bir çarşaflı kadının kendisine
doğru yaklaştığını görmüş. Sadık hoca ona
selam vermiş. O da selamını almış. O kadın
kendisine sormuş: - sen sadık hoca değilmisin? O da : evet demiş. Kadın: beni muhtar ali efendi gönderdi. O na izmirli ali derler. Sadık hocada: pek tanıyamadım ne istiyorsun? Kadın:size şu billuru gönderdi.
Kadın üç köşeli billur camdan yapılmış anahtara benzer bir şey uzatmış. Sadık hoca bunu alıp bakmış. Birinci köşede eski yazı ile SAD ikincide DAL üçüncüde KAF harfleri yazılmış. Üçünü birden okuyunca( SADIK)
Oluyormuş. Hoca şaşmış. Kadın: artık sen bunu almakla benimle evlenmiş oluyorsun!
demiş. Sadık hoca: olamaz böyle şey, ben evliyim! al bunu deyip atmış. Ve hızlı hızlı yürüyerek oradan ayrılmış. Evine koşarcasına varmış.
Evin yanında da o akşam düğün varmış.
Kapıyı sıkı sıkı kapamış. Biraz sonra kapı çalınmış ve bir jandarma görünmüş.
Jandarma: komşu tarlada bir vak'a oldu, muhtar seni çağırıyor demiş. Bir şeyden şüphelenmiyen adam jandarma ile yürümeye başlamışlar. Birden, üç şahıs peydah olup sadık hocanın üzerine hücum etmişler ve onu adam akıllı dövmüşler. Ve: sen nasıl bir insan ki, cinler muhtarının kızını evvela kabul edersin sonra red edersin. O kadın artık senindir. Bir daha böyle bir şey duymayalım haydi git!
Sadık hoca koşarak eve gelmiş. Kapıyı açmışlar yüzü gözü çürük içinde. Evdekiler: ne oldu sana böyle? diye sorsalarda bir kelime söylememiş.
Yanlız yatağa yattığı vakit birde bakmış ki, öbür tarafta o, gördüğü cin kadın yatıyor. Fırlamış yatağından. Esas kendi karısı bir şey görmüyormuş. Tabii bir şey anlamamış. Bu her gece tekrarlanmış. Cinlerle aralarında konuşmalar olmuş. Dışarıdan görenler ise, zavallı çıldırdı kendi kendisi ile konuşuyor demişler. Bazı geceler diğer cinlerde gelirler ve sadık hocayı öteye beriye götürürlermiş. Bir gün bir düğüne götürmüşler. Kendisine baklava börek vermişler birde sabah olmuş bakmış ki, elinde bir kemik parçası var.
Bu hal bir kaç yıl devam etmiş. Sadık hocanın ailesi kendisini iyi etmek için hocalara, bakıcılara götürmüşler. Gece olunca evin ocağı önünde üç sarıklı şahıs görünüyormuş. Bu okuyor onlarda okuyorlarmış. Ve sonunda: Sen boşuna zahmet çekiyorsun, senin bizden olan karın ölmedikçe kurtulamazsın. Bunun da bir çaresi var.
Sadık hoca: aman nedir o çare?
- Filan yerde bir orman var orada bir meşe ağacı üzerinde bir büyük kuş yuvası mevcuttur. O ağaca gece yarısı çıkacak, yuvadaki yumurtaları alıp kıracak, arkana ve sağına soluna bakmadan geleceksin.
Sadık hoca bunu yapamamış korkmuş.
Bir müddet sonra o adamlar yine görünmüşler:
- Müjde! demişler. Artık o kadından kurtuldun! Çünkü kadın bir kara yılan şekline girmişti. Yoldan geçerken bir adam onu öldürmüştü. Fakat sen aptallık yaptın! O billuru alacaktın, çünkü o billur cenevizlilerden kalma sahil boyunda bir hazinenin anahtarıydı!
Şimdi biz gidiyoruz. Artık bir daha bizleri görmiyeceksin! Sana herkes "iyi oldun" diyecekler.
Sadık hoca: Beni yanlız mı bırakacaksınız?
- Sana bazı hususta yardımımız dokunacak. Fakat bizi görmiyeceksin!
( Bu sadık hocayı köyünde ziyaret ettim.
Ve bizzat vak'ayı kendisinden dinledim.
Nurani yüzlü bir ihtiyar adam olup, cami
hocalığı yapıyordu. Herkes kendisine erişkin
nazarı ile bakmaktalardı.)


alıntı
أحب الإسلام💙 אללה מספיק בשבילי🌹
Cevapla